çocuk diş doktoru
  • Çocuk Diş Doktoru

Çocuk Diş Hekimliği (Pedodonti)

 

Pedodonti, çocuklardaki süt ve daimi dişlerin hastalıkları ile uğraşan bilim dalıdır. İlk dişler bebeklik döneminin 4. ayıyla 6. ayı arasında çıkmaya başlar. Çocuğun 2,5-3 yaşına kadar toplam 20 adet dişi ağzında tamamlanır. Çocuklara uygulanan her türlü tedavi ve koruyucu diş hekimliği işlemlerini yapan, bu konuda özel eğitim almış diş hekimlerine de pedodontist (çocuk diş hekimi) denilmektedir.

Pedodontistler, bebeklik döneminde dişlerin ağız içersinde yer almasından ergenlik dönemine kadar (0-13 yaş) olan dönemde kaygı ve korkularının giderilmesinde; tüm ağız- diş tedavilerini, koruyucu uygulamaları, bunun yanı sıra fiziksel ve zihinsel engeli olan özel ilgi gereken çocukların dental tedavilerinin planlanmasında ve yönlendirilmesinde önemli rol oynamaktadırlar. 

 

İlk Diş Hekimi Ziyareti

 

Çocuğunuzun ilk diş hekimi ziyareti, diş hekimiyle ve dental klinik ortamıyla tanışma seansı şeklinde geçmektedir. İlk ziyaret süt dişlerinin ağızda görülmesiyle başlaması uygundur. Böylece aile beslenme ve oral hijyen alışkanlıkları açısından doktorundan doğru bilgileri alıp, kulaktan duyma yanlış yönlendirmelerden uzaklaşmış olmaktadır.

 

Çocukların Diş Tedavileri

 

Çocuklara ağız hijyen eğitiminin verilmesi, etkin diş fırçalamanın öğretilmesi, koruyucu uygulamalar (topikal fluor ve fisür örtücüler) pedodontistlerin bazı görevleridir. Ancak unutulmaması gereken çocukların tedavisinde yalnızca diş hekimi değil çocuk, aile ve dişhekiminin işbirliğiyle hareket etmesi gerektiğidir.

 

Beslenme, çenelerin gelişimi, estetik ve dolayısıyla çocuğun psikolojik gelişimi, fonasyon (konuşma), özellikle alttan gelen daimi dişlere rehberlik yapmak, onların yerini korumak süt dişlerinin görevidir. Bu nedenle daimi dişler nasıl önemliyse süt dişleri de değişecek dişler gözüyle bakılmadan bu önemli görevleri nedeniyle mutlaka tedavi edilmelidir

 

Beslenme ve Çürük ilişkisi

 

Ana öğünler çocuğun beslenmesi açısından oldukça önemlidir. Ana öğünlerin geçiştirilip sadece ara öğünlerle yapılan bir beslenme öncelikle çocuğun gelişimi açısından olumsuzdur. Ara öğünler arasında dişlerin fırçalayamayan çocuklarda çürük sıklığı da artmaktadır. Öğün aralarında çocuğa bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir verilmesi, penirin içerdiği kazein nedeniyle çürük oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Peynir tükrük akışını stimule ederek ağız ortamında doğal bir temizlik sağlayabilecektir. Yine fındık, fıstık gibi kuruyemişler de diş dostu olarak kabul edilmektedir. Lifli meyve ve sebzeler de diş ve ağız sağlığı açısından önemlidir. Çocuk her istediğinde abur cubur yemesine( kola, çikolata, jelibon…) izin vermemek, haftanın belirli günlerinde ortalama en fazla 3 gün bunların yenmesine izin verilmesi doğru bir beslenme şeklidir. Ksilitol tatlandırıcılı sakızların çiğnenmesi dişlerin fırçalanamadığı durumlarda yine tükrük stimülasyonu sağlaması açısından ara öğünler sonrası önerilmektedir.

 

Bebeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken nokta ise, bebeğinizin ağzında dişleri mevcutsa süt dolu biberonla gece uykuda kalmasına izin vermemektir. Biberon içersindeki süt, şekerlendirilmiş, bal ilave edilmiş süt uyku sırasında diş yüzeylerine tutunarak aside dönüşerek dişlerin çürümesine neden olacaktır. Bu çürüme öncelikle sarımsı kahverengi renkte değişikliğe daha sonra siyaha dönüşüp dişin minesinde madde kaybına yol açacaktır. Biberonsuz uyuyamayan çocuklarda biberon sadece su doldurularak verilebilir.

 

Çocuklarda Karşılaşılan Ağız ve Diş Sağlığı Problemleri

 

Dişlerde Renklenme: Renklenme iki türlü oluşabilmektedir. Birincisi çocuğun geçirdiği bir kaza, darbe sonucu çoğunlukla ön dişlerinde görülen morumsu renge değişikliğidir. Bu dişlerde pulpa adı verilen sinir dokusunun zedelendiği göstermektedir. Bir diğeri de demir eksikliğinde, anemi(kansızlık) görülen çocuklarda verilen demir preperatları sonucu ya da tükürükteki renge bakterileri sonucu oluşan genellikle süt dişlerinde ve bazen de ergenlik dönemine kadar olan dönemde diş yüzeylerini kaplayan siyah nokta nokta lekelerdir. Travmaya bağlı oluşan renk değişikliğinde derhal doktora başvurup, dental müdahale yapılması gerekmektedir. Diğer renklenme çürük olmayıp basit bir polisaj işlemiyle giderilebilen estetik bir problemdir.

 

Diş Çürükleri: Süt dişleri ve daimi( değişmeyecek) dişler mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü ağrı olana kadar beklemek bazen çok geç kalınmasına neden olabilmektedir. Her süt dişinin belirli bir değişme yaşı vardır ve vaktin önce kaybedilmesi, çekilmesi ağrıyı sonlandırırken çene gelişimini, dişlerin yerleşimini, alttan gelen dişi kötü etkilemektedir. Diş tedavileri çocuğunuzun daha iyi beslenmesini, daha rahat gülebilmesini ve daha sağlıklı olmasını sağlamaktadır.

 

Dişlere gelen darbeler sonucu dişlerin kırılması: Çocuklar okulda, parkta arkadaşlarıyla oynarken ya da bisikletten düşerek dişlerinin kırılmasına neden olmaktadır. Böyle durumlarda eğer çocuğunuzun ön süt dişi darbe sonucu kırıldıysa diş hekimine olabildiğince erken getirip muayene ettirmeli kırığın şiddetti değerlendirilip, yönlendirilmelisiniz. Eğer süt dişi dışarı fırladıysa geriye takmaya çalışmayınız alttan gelen dişi zedelemiş olursunuz. Eğer darbe alıp içeriye gömüldüyse yine diş hekimine gidilmeli ama genelde tekrar sürmesi beklenme, röntgen yardımıyla şiddeti tespit edilip eğer alttaki germde zedeleme söz konusuysa alınması uygun görülmektedir. Daimi diş kırıklarında yine mutlaka doktora başvurmalı geçen zamanın tersine olumsuz etkisi olduğu unutulmamalıdır. Darbeyle fırlayan daimi dişler asla peçeteye sarılmamalı, süt içinde veya çocuğun dili altında doktora getirilmelidir.

 

Diş gıcırdatma: Çocuklarda yine sıklıkla karşılaşılan bir problemdir. Yapılan çalışmalarda klinik nedeni tam olarak tespit edilememiştir. Psikolojik, sistemik veya lokal nedenlere bağlı olarak görülebilmektedir. Çocukların günlük hayatlarındaki büyük değişiklikler( yeni bir kardeş, okula başlama…) onları oldukça etkileyebilmektedir. Sistemik olarak alerjik bünyeli çocuklarda, bağırsaklarında problem bulunan çocuklarda görülme sıklığı daha fazladır. Diş çıkartma, önceden yapılan dolgular, dişlerin kapanışı da lokal faktörler arasındadır. Tüm bunlar değerlendirildikten sonra hastanın yaşına bağlı olarak ısırma plakları yapılarak dişlerde meydana gelebilecek aşınmalar önlenebilmektedir. 

Erken diş kayıpları: Süt dişlerin alttan gelen dişlerin gelişiminde ve çenelerin gelişimince oldukça önemlidir. Süt dişleri daimi dişler süren kadar doğal yer tutucu olarak görev yapmaktadırlar. Eğer süt dişleri herhangi bir sebepten dolayı erken kaybedilir ise; diğer dişler bu boşluğa doğru kayarak çekilmiş süt dişinin yerini kapatırlar. Eğer daimi diş, sürmesi gereken yerden süremez ise dişlerde çapraşıklığa ve bu da erken yaşlarda ortodontik problemlerle karşılaşılmasına sebep olabilir. Yer tutucular metal veya plastikten yapılan kişiye özel apareylerdir. Erken kaybedilmiş süt dişi sayısı veya lokalizasyonuna göre sabit veya hareketli olarak yapılabilmektedir.

 

Koruyucu uygulamalar

 

Topikal Florid Uygulamaları: Diş hekimleri tarafındangenellikle topikal jel ve solüsyonlar, profilaksi patları, fluoridli dental materyaller şeklinde uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu preparatların uygulanması ile çocuklarda %30-40 oranında diş çürüklerinde azalma tespit edilmiştir. 

 

Fissür Sealent( Fissür Örtücüler): Fissür örtücüler dişlerin üzerine dişi çürükten koruma amaçlı yerleştirilen koruyucu materyallerdir. Dişler yeni sürdüklerinde özellikle azı dişler çürüğe oldukça yatkın olup, çiğneme yüzeyleri fazlaca girintili çıkıntılı olup gıdalar için retentiftir. Bu yüzeyler kaplanarak düz yüzey haline getirilmesi fırçalamayı da kolaylaştırmaktadır. Ortalama ömürleri iki senedir, rutin 6 aylık kontrollerde eksilen yerler tespit edildiğinde üzerine eklenebilmektedir.